kucukken ne zaman bozuk para bulsam nigde gazozu almaya giderdim, oyle bisiydi ki benim icin, tadi tarif edilemez tatta sanki su masallardaki tatli sihirli serbetler gibi..
abartiyor muyum? iih abartmiyorum. cok severdim aromasini. cok isim olmadigindan kelli olsa gerek, yine sacma dusuncelere daldim gazozu icerken.
iciyorum ama tadi bana eskisi gibi gelmiyordu.. uludag gazozu icerken aldigim zevkin aynisini aliyordum nigde gazozunu da icerken. neydi o zaman farkli olan eskiden? ya da maziyi gozumde fazla mi abartiyordum da simdiki zamanima uyarlayip bunu hayal dunyamda "tipki masallardaki tatli sihirli serbetler gibiydi" diyorum?
sanirim gecmise cok anlam yukluyoruz.. yukluyorum. gecmise bu derece cok anlam yuklememin ve gecmise olan ozlemimin nedeni sanirim gittikce daha da kotu hissetmemiz. bi' kurtulus gibi gecmise olan ozlemim, bi' yakaris aslinda.
kendi kendimizi rahatliyoruz. "nerede o eski bayramlar" derken.. eskiye anlam yukluyoruz ki suclu olarak zamani gosterelim. biz suclu diiliz. kimse suclu diil. zaman suclu.
"biz buyuduk ve kirlendi dunya"
biz buyuduk ve kirlenmis dunya.. hep dunya kirliydi belki de?
gecmise bu derece anlam yuklememizin nedeni; her gecen gun daha da boktan olan su hayatimizda sonsuzluga(olume) yaklasmamizdir belki de.. gecmiste de gecmise anlam yukluyorduk diil mi? hihim yukluyorduk. hep bi' oncekine ozlem duyuyor ve anlam yukluyorduk. cunku dunya hep kirliydi ve biz yukumuzu hafifletmeye calisiyorduk. gunler gectikce ibre dogumuma, sifira; baslangicima dogru gidiyor. hep o yone dogru. gecmise dogru gidiyorum. her gecen gun daha da kuvvetli bi' sekilde. ya o ibre saga giderse peki? iki ucu boklu degnek sanirim. ikisinde de mutsuzluk var.
Ben de "Tutunamayanlar"danim, seni ben anlarim..
Ben de "Tutunamayanlar"danim, seni ben anlarim..
sizi ancak sizin gibiler anlayabilir. bu yaziyi oldugu gibi. o yuzden bosa anlatmaya cabalamayin insanlara kendinizi. yine kirilan incinen siz olursunuz. siz farklisiniz bunu kabul edin artik. siz onlarin gozunde hep bi hep, oyle olmadigi halde belki de oldugu halde! bohem, uzgun, depresif insan olarak kalacaksiniz.
(...) Konuşmak için psikiyatristlere gidiyorlarmış. Pahalı bir çözüm. İşçiler de sağlık sigortasından yararlanıyor. Kartını uzatıyor, çok canım sıkılıyor; beni biraz dinler misiniz? Dışarda, bekleme odasında, itiraf etmek için bekleyen bekleyene. Mahkeme kapısı gibi. Hapishanelerden bile gelen varmış. Elleri kelepçeli, iki jandarma arasında bekliyor. İçeri girince kelepçeler çözülüyor. Dün akşam gene uyku tutmadı doktor bey. Hücremde dolaştım durdum. Divana uzanın ve çocukluğunuzu anlatmaya devam edin. Nerede kalmıştık? Bizde bu işler ne kadar ucuz. Bilimsel olmadığı için bir sonuca ulaşamıyoruz. Meyhaneler işportacı psikiyatristlerle dolu. Belediye zabıtası bunlara engel olmalı. Ruhsatları yok. (...)
ve son olarak, kirlilerin icine temizi karistirirsan o da kirlenir. gelecegi bilemiyoruz ya hani? aslinda o kadar asikar ki.. sonumuz o kadar belli ki.. herkesin.
gazoz hayat. tadimiz ayni diil.
uzgunclukedilivesackadin.
not: emo diilim beeeen uzguncluyum sadece bu aralar o aralar hep aralar :((((((((
(bi de bisi daa dicem.. sanki her bisi cok guzel gidermis gibi lutfen butun talihsizlikler mutsuzluklar beni bulmasin olma mi? mesela her sene ayni boktanlikta dogum gunu gecirmeme gerek yok ki? zaten dogum gunu kutlamayan biriyim niye bana o gun butun kotu seysileri yolluyorsun ki bi ay sonra yollasan n'olur ki. lanetli bi' gun olduguna inanmak uzereyim o gunun. bu ust uste 4 oldu. 5.de inanicam artik lanete. buhuu agliycam artik:( )
3 comments:
Annemler bir haftalığına Niğdeye gittiler... Ne iştersin dediklerinde bir kasa Niğde gazozu istedim... ben de hala yeri ayrı... Gazoz,tat,çocukluk ve yaz tatili...İstanbul doğumlu olmama rağmen memleket, bağlılık ve kökler... özlem ve mutluluk...
Niğde... hatıramda otuz yıl öncesi... ilkokul yıllarımın Yaz tatili... top oynarken yağan yağmurda toprak kokusu... bağ bozumunda yapılan sabah kahvaltısı... bahçeleri... at arabası... eşek ve inekler... yakın akrabalarla bir araya gelme... kuyudan tulumbayla su çekme... tarhanası ve pekmez yapımı, pekmez toprağı... sokak düğünleri... külah ve çekirdek... göl gazinosu ve söğüt ağacı... ceviz oyma ve ellerin kararması... sokak taşlarında oturan yaşlı kadınlar... hamam... evlerdeki hayat... kapılardaki çıngırak... tandır ve halka... kale ve ördekler... Magirus Fertek minübüsü beklerken parkta oturmak... Perşembe pazarı...
Mandilmosta yemek... çakmakta su içirmek... çobandan ayrılan ineklerin tek başlarına yollarını bulup ahıra girmeleri... külahta çay bardağı ölçüsünde alınan çekirdek... devramber... Niğde gazoz, uzayıp giden listede aslolan özlenen dede,annanne,teyze ve dayılar... çocukluk ve birliktelik... biz çocuktuk ve mutluyduk... hep beraberdik... birbirimizi seviyorduk...
ya simdi?
Post a Comment