bakıyorum taslaklara. bir sürü yazı. kimisi sadece iki kelimeden oluşuyor, kimisi de iki sayfadan. yarım kalmışlar, tamamlanıp da gönderilmemişler. bir çoğu isyan. bir çoğu boş laf. düşüncelerim, gelgitlerim, güçsüzlüklerim. kafamda birbiriyle savaş veren düşüncelerim. kaos ve karmaşa. beynimi yiyip bitiren, vicdanımı sömüren düşüncelerim sanki en üst sıraya çıkmak için birbirleriyle yarışıyor. acımı akıtmışım. akıtınca gider mi? gitmez. söyleyince geçer mi, kurtulur muyum ki acaba? kurtulamıyorum. o zaman neden yazıyorum? ya da niye içim rahatlıyor yazınca? yazarken üzülüp, mutlu olduğum için belkide. ağlayınca açılmak gibi tıpkı. yazarken ağlayıp açılmak. bir saat boyunca şiddetli bir biçimde olan bitene ya da olmayıp bitmeyene üzülüp, ağlayıp kendime acıyorum. sonra geçiyor. geçiyor dediğim yani hafifliyor. insan kimsenin acımasını istemiyor kendisine ama nedense kendisinin kendisine acımasını öyle cok istiyor ki. kendimi kendime acındırarak acılarımdan mutlu mu oluyorum? kendimi mutsuz etmeyi neden seveyim? vardır ya hani öyle tipler. gerçekten varlar. ben de onlardan mıyım acaba, depresifliğimden mi mutlu oluyorum, düşünüyorum bazen. belki de korktuğum, korktukları içindir. mutlu olmak değilde mutlu olmayı kabul etmek çok zor bir şey sanırım. biz korkaklar, kaçaklar kolay yolu seçiyoruz. çünkü güçsüzüz. diğerleri gibi güçlü değiliz demekki. mutlu olmayı kabul etmek demek, mutluyken bir anda mutsuz olduğunda, mutsuzlugu savusturabilmek, kovabilmek demek. halbuki mutsuz olmak oyle mi? mutlulugu kabul etmemek en basiti. mutsuz oldugun zaman, gelen mutsuzluk seni digeri kadar sarsmaz. 'ya daha da kötüsü olursa?' durumu vardır ya hani. şey gibi yani. hep kötüsünü, en kötü ihtimalleri düsünmek. simdiden sevinmeyelim gibi. simdiden sevinirsek daha cok sarsılırız. aman kendimizi koruyalım. bütün hayatımızı mutsuzlukla geçirelim. halbuki mutlu olmayı kabul etsek mutlu oluruz. sonucunda cok sarsılırsın belki, daha zor olur ama mutlu olursun. tüm hayatın boyunca mutsuz olmaktan bu daha kolay bir şey aslında.
ne diyordum ben? bilmem ki. aslında bos. ne kadar bos seyler düsünüyormusum. yazılı düsününce beynimi ne kadar yordugumu, kendimi nasıl tükettigimi anladım. böyle tüketiyormusum demek ki kendimi. düsünmeyeyim bunları, kendimi tüketmeyeyim. ama nasıl? uykum oldugundan değil de; uyusam geçer belki diye uyuyorum ben.