1/17/10

Takıntılı Olmanın Sevimsizliğini Seven Deli



Sabah olmuştu.. Uyuyordu ama sabah olduğunu hissedebiliyordu. O sırada rüyasında cenneti göremediği için en iyisi kalkmak diye
düşündü uykusunda. Gözlerini açtı ve anlamsız bir şekilde tavana baktı uzun uzun. Kendi kendine ''niye hiç bir şey düşünmüyorum şu anda'' diye düşündü..

Ağzı kurumuştu ama canı su içmek istemiyordu, masasının ucunda duran sigara paketini gördü ve ona doğru yöneldi. Ağzı daha da kurudu..

Sabah sevimsizliği.. Kuşlar yine cıvıldıyordu, kulaklarında cik cik sesleri, dayanamıyordu bu sevimsizliğe. Her sabah aynı işkence..

Mutfağa gidip kahve için su koydu kettle'a. Sonra kettle'ı evine ilk çamaşır makinesi alan öğrenci gibi izledi.. Suyun fokurdamısını bekliyordu sabırsızlıkla. ''Hadi yaaa fokurda artık offf'' dedi. En sonunda fokurdadı.. Derken.. En sevdiği kupasına baktı ve bulamadı, başka kupada içmek istemiyordu kahvesini. Hayır bulmalıydı bir an önce en sevdiği kupasını.. Bir yandan sıcak suyun soğuduğunu bildiği için daha da panik oldu. Bir daha fokurdamasını beklemeye tahammülü yoktu. En sonunda buldu kupasını.. Çok zaman geçmemişti ama emin olamadığı için kettle'ın düğmesine bir daha bastı. Neyse ki bu sefer çok beklemedi. Kahvesini hazırladı ve bir sigara daha yakıp içmeye başladı. Bir yandan ''hazırlansam iyi olacak'' diye düşündü ve gardrobunun kapısını araladı. Kafasında giymeyi planladığı bir kıyafet vardı onu giyecekti. Saate baktı geç kalıyordu. Baktı baktı dolabına bulamadı istediği kıyafeti. Zaten o dar ve karanlık dolaptan istediği kıyafeti bulmak çok zordu. Çünkü o şanssız biriydi. En önde olamazdı hiç bir zaman sevdiği kıyafet, hiç ummadığı bir yerden çıkacaktı emindi. Sonra saate bir daha baktı iyice telaş yaptı. Başka kıyafet giymek istemiyordu. O, istediği, daha önceden giymeyi planladığı kıyafeti giyecekti. Sonra dolabının içindeki kıyafetleri yere döktü.. Sürekli aynı şeyler oluyordu. ''Tanrım madem dağılacak hep, kıyafetlerimi dolaba koymamın anlamı yok ki?''dedi.. En sonunda buldu giymek istediği kıyafeti. Bulmak istediği kıyafeti bir görseniz.. Sanarsınız çok güzel bir elbise.. Hayır, onca kıyafetinin içinden düz, desensiz bir t-shirt buldu çıkardı. Giyindi ve aceleyle evden çıktı. Karşıya geçtiğinde içinden ''acaba pencereyi kapadım mı?'' diye düşündü. Sonra sesli bir şekilde ''kapamışımdır herhalde'' dedi. Sonra ''acaba dış kapıyı tam olarak kapadım mı?'' dedi ve kendi kendisine yine cevap verdi: ''bir gidip emin olayım en iyisi'' Karşıdaki yaşlı teyze şaşkın şaşkın bakıyordu, kendi kendisiyle konuşan bu garip kızı görünce. Apartmana koşarak geldi, ikişer ikişer merdivenleri çıkmaya başladı. Ne eksik ne de bir fazla. Baktı ve kapamış olduğunu gördü. Sanki kapanmamış olsa daha iyiymişçesine kendi kendisine küfrett: ''Salak, kapamışsın işte'' dedi. Tekrar ''ikişer ikişer'' merdivenleri indi hızlı hızlı. Apartmandan çıktı karşıya geçti. Kırık dökük kaldırımın kenarındaki dört tane taşın üzerine basarak geçti. Sonra tekrar kaldırımı ortaladı ve koşmaya başladı. Durağa geldiğinde otobüs onu beklemiyordu tabii ki. Çünkü bu onun için büyük bir şans olurdu. Bekledi bekledi bekledi otobüs bir türlü gelmek bilmiyordu, herhalde o gelmeden hemen önce gitmişti.. Bayağı bir bekledikten sonra en sonunda otobüs geldi ve otobüse bindi. Tahmin ettiği gibi hiç boş koltuk yoktu. Otobüsün ortasındaki demir tutacakların olduğu boşluk bile doluydu. Çaresiz kendisi de ufak tefek olduğundan sığabileceği bir boşluğa girdi beklemeye koyuldu. En sonunda ineceği durağa geldi fakat inebilene aşk olsun! Bir türlü kapıya yanaşamıyordu, en sonunda ufaklığının avantajını kullanarak birisinin kolunun altından sıvıştı ve kendisini otobüsün kapısından adeta uçurumdan atlıyormuş gibi dışarı attı. Saatine baktı.. Geç kalmıştı. Taksiye bineyim bari dedi.. Taksiye bindi, taksici de ona karşıydı tüm dünya gibi. Tin tin gidiyordu. Sinirlenip, ''biraz daha acele edebilir misiniz'' dedi, kız. Taksici, ''tamam abla'' dedi. En sonunda gelmişti fakat geç kalmıştı.. Sonra kendi kendisine küfretti. ''Salak, niye taksiye bindin ki zaten geç kaldın bir de o kadar para baydın boşu boşuna'', dedi.

Aksam eve gelirken yine kaldırımın kenarındaki dört taşın üzerinden geçti. Bir an önce eve gitmek istediği için eve doğru koştu. Her gün bunu yapıyordu. Evine koşarak gidiyordu. İçinden de ''Senin her gün bu yolu sırf eve çabucak gidebilmek adına, sırf o yolu yürümeye üşendiğin için koştuğunu görse tanıdıkların ne derlerdi acaba?'' dedi ve sesli bir şekilde kahkaha attı..

Gece yatağına uzandı.. Perdeyi araladı her gece yaptığı gibi yine gökyüzüne baktı. Çocukken izlediği filmler miydi yoksa okuduğu masallar mıydı onu böyle yıldızlara bakıp hüzünlendirme saçmalığını yapmasını sağlamasını bilmiyordu fakat bunu yapmaktan zevk alıyordu.. Alt tarafı bir yıldızdı alt tarafı bir aydı.. Ne saçmaydı, tam bir film tadında.. Belki de filmlerde yaşıyordu ya da kitaplarda. Belki de kendisini kahramanlaştırmak istiyordu. Hayatındaki boşlukları doldurabilmek için kendisini ''önemli'' hissedebilmek istiyordu, onun amacı kendisini ''önemli'' hissettirmek değildi. O sadece hissedebilmek istiyordu.

Not:Resimde kenarda yürüyen benim.

3 comments:

Aslısın said...

Çok hoşuma gitti, hüzünlü azıcık sıkıntılı ama yine de keyif aldım. Özellikle gardrobun karşısındaki durum, bana çok benzer şeyler hatırlattı.

obez ve şişman bir sevgi said...

takıntılarım sonumu hazırlicak. ama ben şikayetçi değilim. çok memnunum. zevkten giderim hiç yoktan

Tari Eluch said...

Teşekkür ederim Aslı'cım:) Aslında burada yazdıklarım bir çoğumuzun söyleyemediği takıntılar sanırım. Öyle geldiler bana amaçsız bir yazı yazayım dedim:) mehmet, seviyorsan takıntılarını sonunu düşünmene gerek yok :)